Türkiye’de yıllardır borsanın büyümesini konuşuyoruz. Ama asıl soru şu:

Borsa İstanbul küçük yatırımcıya güven veriyor mu?

Borsa kumar değildir. Bir şirkete ortak olmak, onun büyümesine sermaye koymak ve kazancına ortak olmaktır. Halka arzlarla milyonlarca vatandaşın borsaya yönelmesi önemli; ancak yatırımcı sayısının artması tek başına başarı değildir.

Asıl başarı, yatırımcının kendisini güvende hissetmesidir.

Küçük yatırımcı yıllarca biriktirdiği parasını borsaya getiriyor. Karşısında büyük fonlar, bankalar ve güçlü sermaye grupları var. Kendini bu yapıların karşısında yalnız hissediyorsa ciddi bir sorun vardır.

Küçük yatırımcı piyasanın üvey evladı olmamalıdır.

Elbette borsada risk vardır. Hisse düşer, şirket zarar eder, yatırımcı para kaybedebilir. Devlet kazanç garantisi veremez.

Ama risk başka, haksızlık başka şeydir.

Manipülasyon, yanıltıcı açıklamalar ve kamuya açıklanmamış bilgilerin hukuka aykırı kullanılması ciddi biçimde denetlenmelidir.

ABD’de de borsa düşüyor, şirketler batıyor. Ancak yatırımcıya güven veren temel unsur, kuralların açık olması ve ihlal durumunda güçlü denetim mekanizmalarının çalışmasıdır.

Türkiye’nin ihtiyacı da belli:

Şeffaf bilgi, hızlı denetim, caydırıcı yaptırım ve hesap veren kurumlar.

SPK’nın denetim gücü artırılmalı, olağandışı işlemler zamanında incelenmeli, haksız kazanç kesinleştiğinde mevzuat çerçevesinde geri alınmalıdır.

Şirketler de bilanço, borç, ortaklık yapısı ve büyük ortakların işlemlerini yatırımcının anlayabileceği şekilde açıklamalıdır.

Çünkü bilgiye erken ulaşanla, haberi sonradan öğrenen küçük yatırımcı aynı yarışta değildir.

Vatandaşın 100 bin lirası da, büyük yatırımcının 100 milyon lirası da hukuk karşısında değerlidir.

Güven olmazsa tasarruf borsaya değil; faize, altına, dövize veya gayrimenkule gider. Oysa Türkiye’nin ihtiyacı, tasarrufların üretime, teknolojiye ve istihdama dönüşmesidir.

Borsayı devlet yükseltmemeli; devlet, borsaya güveni yükseltmelidir.

Güçlü borsa, sadece yükselen endeks değildir. Güçlü borsa; küçük yatırımcının kendisini eşit, güvende ve korunmuş hissettiği borsadır.

Ve artık soruyu açıkça soralım:

Küçük yatırımcı gerçekten korunuyor mu, yoksa hâlâ büyük oyuncuların gölgesinde mi kalıyor?

Çünkü küçük yatırımcı güvenmezse parasını getirmez. Tasarruf borsaya gelmezse sermaye üretime dönüşmez.

Borsa İstanbul’un geleceğini endeks değil, yatırımcının güveni belirleyecektir.