Ticari hayatın gelişmesiyle birlikte işletmelerin faaliyet alanları genişlemekte, buna bağlı olarak işletme sahiplerinin tüm işlemleri bizzat yürütmesi her zaman mümkün olmamaktadır. Bu nedenle tacirler, ticari faaliyetlerini sürdürebilmek amacıyla belirli kişilere temsil yetkisi vermektedir. Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen ticari temsilci ve ticari vekil kurumları da bu ihtiyacın bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Her iki temsil türü de işletmenin faaliyetlerinin yürütülmesini kolaylaştırsa da sahip oldukları yetkiler, atanma usulleri ve hukuki sonuçları bakımından önemli farklılıklar içermektedir.

Uygulamada ticari temsilci ile ticari vekil kavramlarının zaman zaman birbirine karıştırıldığı görülmektedir. Oysa işletmenin büyüklüğü, faaliyet alanı ve ihtiyaç duyulan temsil yetkisinin kapsamı dikkate alınarak hangi temsil türünün tercih edileceğinin doğru belirlenmesi büyük önem taşımaktadır. Bu iki hukuki kurum arasındaki temel farklar şunlardır:

Karşılaştırma Kriteri Ticari Temsilci Ticari Vekil
Kanuni Dayanak Türk Ticaret Kanunu (Madde 547-554) Türk Borçlar Kanunu
Yetki Kapsamı İşletme sahibi adına en geniş temsil yetkisine sahiptir (her türlü hukuki işlem, dava açma, sulh olma vb.). Sadece işletme sahibinin kendisine verdiği görev ve sınırlar çerçevesinde sınırlı yetkiye sahiptir.
Yetkinin Sınırlandırılması Kural olarak üçüncü kişilere karşı sınırlandırılamaz (yapılan iç sınırlamalar iyi niyetli üçüncü kişilere karşı ileri sürülemez). Başlangıçtan itibaren sınırlıdır ve üçüncü kişiler bu sınırları dikkate almak durumundadır.
Atanma ve Tescil Açık irade beyanı ile atanır. Yetkinin ticaret siciline tescil edilmesi açıklayıcı niteliktedir, ancak yetkinin sona ermesinde tescil ve ilan önemlidir. Vekalet ilişkisini kuran kişinin iradesiyle şekillenir, temsil yetkisinin kapsamı buna göre belirlenir.

Yetki ve sınırlandırma bakımından farklılaşsalar da sorumluluk bakımından her iki temsilci de benzer yükümlülüklere tabidir. Her iki temsilci de görevlerini dürüstlük kuralına uygun olarak yerine getirmek ve işletme sahibinin menfaatlerini gözetmekle yükümlüdür. Yetkinin aşılması veya özen borcuna aykırı davranılması (özellikle yetkisiz işlem yapılması) durumunda ortaya çıkabilecek zararların tazmini, genel hükümler çerçevesinde değerlendirilmektedir.

Sonuç olarak ticari temsilci ve ticari vekil, ticari işletmelerin faaliyetlerinin etkin şekilde yürütülmesini sağlayan önemli hukuki kurumlardır. İşletme sahiplerinin temsil yetkisi verirken ilgili mevzuatı dikkate almaları, temsilcilerin ise yetkilerinin sınırlarını bilmeleri, ileride doğabilecek hukuki uyuşmazlıkların önlenmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Ticari hayatın güven içinde sürdürülebilmesi, temsil kurumlarının kanunun öngördüğü çerçevede doğru uygulanmasına bağlıdır.