Ergen ve yetişkinlerle yüz yüze ve online görüşmeler yürüten psikolojik danışman Rumeysa Nur Besici, bireysel danışmanlığa başvuranların en sık kaygı, depresif belirtiler, erteleme ve tükenmişlik gündemiyle geldiğini Türkinform'a özel olarak anlattı.
Boğaziçi Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik bölümünden mezun olan Besici, başvuru nedenleri arasında kaygının ilk sırada olduğunu belirtti.
HIZLANAN HAYAT KAYGIYI BESLİYOR
İş hayatının, ilişkilerin, hatta keyif alınan alanların bile hızlandığını anlatan Besici, insanların sürekli bir şeylere yetişme baskısıyla karşı karşıya kaldığını ifade etti. Besici'nin anlattığına göre enerji tükendiğinde kişi hayatın ritmine ayak uyduramaz ve herkeste kendine özgü stres tepkileri ortaya çıkar. Kişinin geçmişten getirdiği düşünce kalıplarının ve baş etme yollarının da belirleyici olduğunu hatırlatan Besici, erken çocuklukta ilgi, sevgi ve güven ortamı yeterince sağlanamadığında yetişkinlikteki sorunlarla baş etmenin güçleştiğini kaydetti.
Son bir yılda başvuranların rutinlerini sürdürmekte ve iş hayatındaki görevlerini yerine getirmekte zorlandığını aktaran Besici, işlerin sürekli ertelendiğini de dile getirdi. Besici, kaygıyla baş etmek için geliştirilen bazı davranışların hayatı daha da zorlaştırdığını söyleyerek bunları sıraladı.
- Saatlerce hayal kurmak
- Sürekli bir şeyler yemek
- Evden çıkarken ocağı ve prizleri defalarca kontrol etmek
- Sosyal ortamlardan uzak durmak
- Sorumlulukları ertelemek
İLK SEANS TANIŞMA VE DEĞERLENDİRME SEANSI
İlk görüşmenin her şeyden önce bir tanışma ve değerlendirme seansı olduğunu belirten Besici, danışmanın bu görüşmede ele aldığı başlıkları şöyle sıraladı.
- Kimlik bilgileri ve aile öyküsü
- Sorunun hikâyesi ve başvuru nedeni
- Daha önce alınan profesyonel destekler
- Tıbbi ve psikiyatrik geçmiş
- Danışmanlıktan beklentiler
Besici, ilk ve ikinci seansta danışanla birlikte bir yol haritası çıkarıldığını, sürecin iki kişilik bir iş birliği olduğunu anlattı. Besici, iş birliğini şu sözlerle tarif etti.
"Danışan kendi hayatının uzmanıdır, danışman ise kendi mesleki alanının."
Danışmanlığın tek seansta sorunun çözüldüğü bir yer olmadığını dile getiren Besici, sorunun bir geçmişi ve birikimi bulunduğunu hatırlattı. Besici'ye göre sürecin ne kadar süreceğini baştan söylemek gerçekçi değil, süreç danışanın ihtiyacına ve temposuna göre şekillenir.
SÜRECİN İYİ GİTTİĞİ NASIL ANLAŞILIR?
Seansların kimi zaman zorlayıcı, kimi zaman rahatlatıcı geçtiğini ifade eden Besici, iyileşmedeki en temel unsurun danışan ile danışman arasında kurulan bağ olduğunu belirtti. Besici, sürecin sağlıklı ilerlediğini gösteren işaretleri de sıraladı.
- Danışanın kendini koşulsuz kabul edilmiş ve güvende hissetmesi
- Görüşmelerin etik sınırlar içinde ilerlemesi
- Danışmanın danışanı dikkatle dinlemesi
- Çalışma yöntemine birlikte karar verilmesi
Sürecin işe yaramadığını düşünen danışanın bunu danışmanıyla açıkça konuşması gerektiğini belirten Besici, şu ifadeyi kullandı.
"Seansların tıkandığı hissi dahi terapinin önemli bir malzemesidir."
Besici, konu açıkça konuşulduğunda çalışma yönteminin gözden geçirildiğini, gerekirse başka bir uzmana etik yönlendirme yapıldığını ekledi.
ONLINE GÖRÜŞME TALEBİ ARTTI
Son yıllarda zaman ve mekan esnekliği nedeniyle online danışmanlık talebinin gözle görülür biçimde arttığını aktaran Besici, farklı şehirlerde ya da yurt dışında yaşayanlar ve yoğun çalışanlar için online görüşmenin pratik bir seçenek olduğunu belirtti. Besici, kaygı, erteleme ve hafif ile orta düzey depresif belirtilerde online görüşmelerin verimli geçtiğini kaydetti.
Ağır kriz ve travma durumlarında, beden dilinin ve güvenli bir ortamın çok daha önemli olduğu tablolarda ise yüz yüze görüşmenin şart olduğunu vurgulayan Besici, online seanslarda mahremiyetin en kritik konu olduğunu ifade etti. Besici, danışanların seans sırasında yalnız kalacakları, seslerinin dışarıdan duyulmayacağı sessiz bir alan hazırlamalarını ve kulaklık kullanmalarını önerdi.
HER OLUMSUZ HİS TRAVMA DEĞİL
Danışanların sosyal medyada gördükleri kısa psikoloji videolarıyla ya da yapay zekadan aldıkları teşhis benzeri yorumlarla geldiğini anlatan Besici, "Sizde de bu 5 belirti varsa travmanız olabilir" türünden içeriklere dikkat çekti.
En çok düzeltilen yanlışın her olumsuz hissin ya da davranışın psikolojik bozukluk veya travma olarak etiketlenmesi olduğunu kaydeden Besici, olağan yaşam dalgalanmalarının, yas süreçlerinin ve anlık kaygıların klinik bir tanı gibi benimsenmesinin sıklaştığını ifade etti.
Yapay zeka uygulamalarının bilgi ve öneri sunduğunu ancak tek başına iyileşmeyi sağlayamadığını belirten Besici, Amerikalı psikolog Michael Lambert'in çalışmasını hatırlattı. Lambert'in terapideki değişimi etkileyen faktörlerle ilgili değerlendirmesine göre değişimin yüzde 30'u danışan ile danışman arasındaki ilişkiden, yüzde 15'i ise kullanılan tekniklerden kaynaklanır. Besici, yapay zekanın ne kadar gelişirse gelişsin insani empatiyi, göz temasını ve iki insan arasındaki iyileştirici bağı kuramadığını söyledi.




