Hamile yogası çoğu zaman yavaşlatılmış ve yumuşatılmış bir yoga dersi olarak biliniyor. Hamile yoga eğitmeni Ayşe Erdağ Topuz bu tanımı eksik buluyor ve dersin ihtiyaca göre güçlendirici bir pratiğe de dönüşebildiğini anlattı.

"Hamile yogası güçlü bir pratik de olabilir ihtiyaca göre. Çünkü biz istiyoruz ki gebeyi hamileliği sürecinde desteklemek ve doğum anında da güçlü bir bedenle bu süreçten sağlıklı ve yeterince kas kuvvetini alabilecek bir yerden geçmesini istiyoruz."
Hangi kas gruplarını çalıştırdıklarını da sıraladı. "Sırt kasları güçlensin, bacak kasları güçlensin, pelvik taban hareketleriyle oradaki tutunma güçlensin ki aslında süreç onun için kolay geçsin."
Eğitmen, buna karşın dersin bir gebe olmayanın pratiğiyle karşılaştırılamayacağını vurguladı. Güçlendirici hareketlerin derse serpiştirildiğini, dersin genelinin esnemeler ve yumuşaklık üzerine kurulduğunu belirtti.

HER HAMİLE BU DERSİ YAPMAK ZORUNDA DEĞİL
Topuz'a göre gebelik, yoga için otomatik bir adres değil. "Her hamile yoga yapmayabilir" diyerek başladı ve pek çok kadının yogayla ilk kez gebelik döneminde tanıştığını, doğum sonrasında hatha yogaya devam edebildiğini aktardı.
Hayatı boyunca hareketsiz kalmış bir kadının gebelikte derse yönelmesi durumunda nasıl ilerlediklerini ise şöyle anlattı.
"Bedeni zaten hareketsiz bir alana alışıksa bir anda böyle hareketli bir alan ona iyi gelmeyebilir. O yüzden aslında sürece de bakıyoruz. Yani nasıl bir yerden gelip gebeliğe geçiş yaptığına ve aslında süreçte neye ihtiyacı olduğuna karşılıklı oturup karar veriyoruz."

Dersin her gebe için aynı kurguyla yapılamayacağını da kaydetti. Eğitmenin anlatımına göre bebeğin ağırlaşmasıyla annenin bedeninde oluşan değişiklikler gözetiliyor ve yönlendirmeler buna göre değişiyor.
"ONAYI ÖNEMSEMEYENLE ÇALIŞMIYORUM"
Derse kabul konusunda eğitmenin koyduğu sınır net. Hekim onayı olmadan gebe derse dahil edilmiyor ve süreç boyunca hekimle iletişim sürdürülüyor.
"Derse başlamak için de tabii ki hekim onayı alıyoruz. Hatta hekimlerle irtibatta oluyoruz. Hekimlerin bize yönlendirdiği gebeler oluyor ya da bizim yönlendirdiğimiz hekimler olabiliyor."
Gebenin fiziksel aktivite yapması sakıncalı bulunduğunda dersin kapısının kapandığını ifade etti. Onay meselesini önemsemeyen gebelerle çalışmama gerekçesini de açık bıraktı.
"Onay almayan, onay almayı önemsemeyen bir gebeyle de çalışmanın asıl sorumluluğunu almak istemiyoruz. Hekimle iş birliği içerisinde olmak, hatta gerekli durumlarda süreçle alakalı irtibatta kalabilmek güzel oluyor."
İLK ÜÇ AY İLE SON ÜÇ AY ARASINDAKİ FARK
Gebelik üç aylık üç döneme bölünüyor ve eğitmene göre her dönemin kendine ait ihtiyacı var. İlk dönemde karın henüz belirginleşmiyor, ikinci dönemden itibaren görünür hale geliyor, son dönemde ise bebeğin ağırlığı anne bedeninde yer değişikliğine yol açıyor.
İlk üç ayda dersten çıkan hareketleri anlattı. "İlk trimesterda gebe mide bulantıları, baş dönmeleriyle olabilir. O sebeple onu başını döndürecek öne eğilmelerden uzak tutmaya çalışıyoruz."
Aynı dönemde sakınca bulunmayan gebelerin hafif güçlenme çalışmalarına katılabildiğini, önceden pratiği olanların hatha yoga dersine devam edebildiğini kaydetti. Ardından kendi sınırını da koydu.
"Ben hekim olmadığım için sadece olasılıklardan bahsediyorum. Her gebe için özel olarak planlanması ve o hassaslıklı derslerin yapılması gerektiğini düşünüyorum."
İkinci üç ayı hormonların dengeye geldiği ve hamileliğin en keyifli seyrettiği dönem olarak tanımladı. Küçük güçlendirme, yumuşatma ve esnetme çalışmalarının bu dönemde ders akışına girebildiğini söyledi.
Son üç ayda dersin yön değiştirdiğini ise şöyle aktardı. "Yavaş yavaş doğuma hazırlık çalışmaları, pelvik taban güçlendirici çalışmalar yapılabilir. Bu dönemde doğuma hazırlık meditasyonları da yapıyoruz. Yani o anı canlandırma, o anı imajine ederek varsa bir korku, stresi göğüsleyebilmek için bu tarz çalışmalarımız da oluyor."
Son dönemde uygulanmayan bir şey de var. Eğitmen, son üç ayda gebeleri sırtüstü uzatmadıklarını belirtti.
İKİ YÜZ SAATLİK EĞİTİM ÖN KOŞUL
Eğitmenlik tarafında izlenen yol da belirli. Topuz, hamile yogası çalıştırmak için önce temel seviyenin tamamlanması gerektiğini anlattı.
"Hamile yogası eğitmeni olmak için öncelikle temel seviye 200 saatlik bir yoga uzmanlık eğitiminden geçmiş olmanız lazım. Sonrasında zaten hamile yoga eğitimlerine dahil olabilirsiniz."
Devamında doulalık eğitimlerinin de bir seçenek olarak bulunduğunu, gebenin tüm sürecinde yanında olmak isteyenlerin bu eğitimlere başvurabildiğini aktardı.
Sıralamanın neden bu şekilde kurulduğunu da açıkladı. Yoganın bedende ne yaptığı deneyimlendikten sonra gebe bedenine geçilmesi gerektiğini, eğitimlerin hormonal ve fizyolojik süreçleri anlamak için önemli olduğunu kaydetti.
Belgesi olmadan ders verenlerle karşılaşıp karşılaşmadığı sorusuna ise ikili bir yanıt verdi. "Yeterli belgesi olmadan ders verenlerle hiç karşılaşmadım ama bence vermemeliler."
MESLEKİ BELGELERDE YOGA İÇİN TEK KAYIT VAR
Gebelikte egzersizin çerçevesi mesleki kuruluş belgelerinde tanımlı. Türk Maternal Fetal Tıp ve Perinatoloji Derneğinin yayımladığı gebelikte egzersiz metnine göre sağlıklı gebelere haftada en az 150 dakika orta şiddette aerobik aktivite öneriliyor. Aynı metinde yoganın yapılabileceği ancak modifiye edilmiş olması gerektiği, venöz dönüşü azaltan ve tansiyon düşmesine yol açan pozisyonlardan kaçınılması gerektiği yazıyor. Sıcak yoga ise kaçınılması gerekenler arasında sayılıyor.
DERSİ İYİ HİSSETTİREN ŞEY DURMAK
Eğitmene göre gebeyi derste en çok rahatlatan şey hareketin kendisi değil, ayrılan zaman. Çalışan, başka bir çocuğuna bakan ya da başka sorumlulukları olan kadınların kendileri için bir saat ayırmaya alışık olmadığını anlattı.
"Bir hamileyi gerçekten daha iyi hissettiren şey biraz durmak, birazcık alana gelip durabilmek" sözlerini kullandı.
Kendileri için bir şey yapmaya alışkın olmayan gebelerin derse gelirken pişmanlık hissedebildiğini de aktardı. Dersi kendilerine ayırdıkları için durmanın, sakinleşmenin ve kendi bedenine bakmanın iyi geldiğini sözlerine ekledi.
Gebelikte egzersiz ve doğuma hazırlık konusunda karar vermeden önce takip eden hekime danışılması gerekiyor. Mesleki kuruluş metinlerinde de egzersiz programının hekim değerlendirmesi sonrasında kişiye göre belirlenmesi gerektiği yazıyor.




