Akıllı telefonlar artık yalnızca maddi değeri olan cihazlar değil. WhatsApp konuşmalarından aile fotoğraflarına, e-postalardan banka uygulamalarına kadar kişinin özel hayatına ilişkin çok sayıda bilgi telefonlarda saklanıyor. Bu nedenle bir kişinin hayatını kaybetmesinin ardından “Telefonundaki fotoğraf ve mesajları mirasçıları görebilir mi?” sorusu giderek daha önemli hale geliyor.
Türkiye'deki mevzuatta ölen kişinin bütün dijital verilerine mirasçıların koşulsuz biçimde erişebileceğini söyleyen genel bir düzenleme bulunmuyor. Kişisel Verileri Koruma Kurulu da 2019 tarihli kararında önemli bir ayrım yaptı. Türk Medeni Kanunu'na göre kişiliğin ölümle sona erdiğini hatırlatan Kurul, ölen kişinin yakınlarının KVKK'daki “ilgili kişi” sıfatına dayanarak vefat eden kişiye ait verileri doğrudan talep edemeyeceğine karar verdi.
Telefonun miras kalması içindeki her şeyi açma hakkı veriyor mu?
Burada telefonun kendisi ile telefonda bulunan dijital içeriklerin birbirinden ayrılması gerekiyor. Cihazın terekenin bir parçası olması, içindeki her türlü hesaba ve yazışmaya sınırsız erişim sağlandığı anlamına gelmiyor.
Özellikle mesajlaşmalar yalnızca hayatını kaybeden kişiye ilişkin bilgi içermeyebilir. WhatsApp, SMS veya e-posta konuşmalarının karşı tarafında hayatta olan kişilerin isimleri, fotoğrafları, telefon numaraları ve özel hayatlarına ilişkin bilgiler bulunabilir.
KVKK kararlarında da üçüncü kişilere ait kişisel bilgilerin hukuka aykırı şekilde başkalarına açıklanmasının kişisel verilerin korunması açısından sorun oluşturabileceği belirtiliyor. Bu nedenle ölen kişiye ait telefonda bulunan bir konuşmanın diğer tarafındaki kişinin hakları da ayrıca değerlendirilmek zorunda. 
Fotoğraf ve mesajları paylaşmak ayrı bir sorun yaratabilir
Telefonun şifresinin bilinmesi veya cihazdaki verilere fiilen ulaşılabilmesi, içeriklerin istenildiği şekilde kullanılabileceği anlamına da gelmiyor.
Örneğin bir aile üyesinin telefonda bulunan eski fotoğraflara ulaşmasıyla, özel bir yazışmayı üçüncü kişilerle paylaşması aynı hukuki sonucu doğurmayabilir. Mesajın karşı tarafındaki kişinin özel hayatına veya kişisel verilerine ilişkin içerikler söz konusu olduğunda paylaşımın niteliği ve amacı önem kazanıyor.
Bu nedenle özellikle özel yazışmaların, fotoğrafların ve videoların sosyal medyada yayımlanması ya da üçüncü kişilere gönderilmesi ayrıca hukuki değerlendirme gerektirebilir.
Sağlık verilerinde özel düzenleme var
Ölen kişilerin bütün verileri için tek bir erişim sistemi bulunmasa da bazı veri türlerinde mevzuat açık bir yol gösteriyor.
Kişisel Sağlık Verileri Hakkında Yönetmelik uyarınca ölen kişinin yasal mirasçıları, veraset ilamını ibraz ederek sağlık verilerini münferit olarak talep edebiliyor. Kişisel Verileri Koruma Kurulu da 2020 tarihli kararında bu düzenlemeye dikkat çekti.
Bu durum, “mirasçı hiçbir veriye ulaşamaz” şeklinde genel bir sonuca varılamayacağını gösteriyor. Erişim hakkının bulunup bulunmadığı; verinin türüne, nerede tutulduğuna ve özel bir yasal düzenleme bulunup bulunmadığına göre değişebiliyor. 
Ölen kişinin dijital hayatı da geride kalıyor
Günümüzde bir kişinin geride bıraktığı varlıklar yalnızca ev, otomobil veya banka hesabından oluşmuyor. Telefonlar, e-posta hesapları, sosyal medya profilleri, bulut depolama alanları, dijital fotoğraflar ve çeşitli çevrim içi hesaplar da ölümden sonra gündeme gelen dijital varlıklar arasında.
Ancak fiziksel telefonun miras yoluyla el değiştirmesi ile cihazın içindeki tüm dijital içeriğe erişim ve bu içeriği kullanma yetkisi aynı şey değil. Özellikle özel mesajlarda ve fotoğraflarda yaşayan üçüncü kişilerin hakları bulunduğundan her somut olayın ayrıca değerlendirilmesi gerekiyor.
Bu nedenle “Ölen kişinin telefonu mirasçılara kaldıysa bütün mesajları ve fotoğrafları da mirasçılarındır” şeklinde genel bir kuraldan söz etmek mümkün değil. Telefonun mülkiyeti, dijital hesaplara erişim ve içeriklerin kullanılması hukuken birbirinden farklı meseleler oluşturuyor.




