Bir ilişkide partnerin eskisine göre daha az temas kurması, göz temasından kaçınması veya birlikte geçirilen zamanlarda daha mesafeli davranması, karşı tarafta “Benden soğudu mu?” sorusunu gündeme getirebiliyor. Ancak tek bir hareketten yola çıkarak ilişkinin geleceği hakkında kesin bir sonuca varmak doğru olmayabiliyor.
Türkinform’a konuşan İnsan Tanıma Yöntemleri ve Beden Dili Uzmanı Dr. Murat Kaplan, ilişkilerde beden dilini değerlendirirken tek bir davranıştan çok, kişinin normal davranış biçiminde meydana gelen değişime dikkat edilmesi gerektiğini söyledi.
ÖNEMLİ OLAN DAVRANIŞTAKİ DEĞİŞİM
Partnerin duygusal olarak uzaklaşıp uzaklaşmadığını anlamaya çalışırken en önemli noktanın kişinin daha önce nasıl davrandığını bilmek olduğunu belirten Kaplan, tek başına belirli bir hareketin yeterli olmayacağını ifade etti.
Daha önce sık temas kuran birinin fiziksel teması azaltması, göz temasının belirgin biçimde düşmesi veya partnerine doğru yönelen beden pozisyonunun zamanla daha kapalı hale gelmesi dikkat çekici değişimler arasında yer alabiliyor.
Kaplan’a göre asıl sorulması gereken soru, “Bu davranış onun normal halinden ne kadar farklı?”
BİRLİKTE YÜRÜRKEN BİLE ORTAYA ÇIKABİLİYOR
Duygusal mesafenin günlük hayattaki küçük davranışlara yansıyabildiğini belirten Kaplan, çiftlerin birlikte yürürken bile bunun işaretlerinin görülebileceğini söyledi.
Partnerlerden birinin sürekli birkaç adım önde yürümesi, diğer kişiyi yanında değilmiş gibi bırakması, birlikte geçirilen zamanda telefonla daha fazla ilgilenmesi veya bedenini karşı taraftan uzaklaştırması mesafenin arttığını düşündürebilecek davranışlardan bazıları.
Ancak Kaplan, bu işaretlerin tek başına “artık sevmiyor” şeklinde yorumlanmaması gerektiğinin altını çizdi.

“İYİYİM” DİYOR AMA DAVRANIŞLARI DEĞİŞTİYSE...
İlişkilerde sözlü ifadeler ile beden dilinin zaman zaman farklı mesajlar verebildiğini söyleyen Kaplan, kişinin “İyiyim” veya “Bir sorun yok” demesine rağmen ses tonunun, yüz ifadesinin ya da duruşunun farklılaşabileceğini belirtti.
Sesin daha düşük çıkması, yüz ifadesinin donuklaşması, konuşmanın kısa kesilmesi veya kişinin geri çekilmesi; gerginlik, kırgınlık ya da üzüntü ihtimalini düşündürebiliyor.
Kaplan, bu noktada karşı tarafı “Belli ki yalan söylüyorsun” diyerek sıkıştırmak yerine, “Bu konu hakkında konuşmak ister misin?” gibi iletişimi açan bir yaklaşımın daha doğru olduğunu ifade etti.
“Beden dilini bir kanıt olarak değil, iletişimi başlatan bir ipucu olarak kullanmak gerekir. Esas olan birilerini yakalamak değil, birbirini anlamak niyetidir.”
HER MESAFE “ARTIK SEVMİYOR” ANLAMINA GELMİYOR
Partnerin daha sessiz veya mesafeli hale gelmesinin ilişkiyle ilgili olmayan nedenleri de bulunabileceğine dikkat çeken Kaplan; yoğun stres, iş yükü, yorgunluk, sağlık sorunları veya kişinin ruh halindeki değişikliklerin de beden diline yansıyabileceğini söyledi.
Bu nedenle fiziksel temasın azalması veya kişinin daha içine kapanık hale gelmesinin otomatik olarak duygusal soğuma şeklinde yorumlanmaması gerektiğini vurguladı.
Kaplan’a göre davranış değişikliğinin ne zamandır sürdüğü, yalnızca partnerine karşı mı ortaya çıktığı ve kişinin hayatındaki diğer değişikliklerle birlikte değerlendirilmesi gerekiyor.

BEDEN DİLİ ZİHİN OKUMA YÖNTEMİ DEĞİL
İlişkilerde yapılan en büyük hatalardan birinin tek bir beden hareketini sözlük gibi yorumlamak olduğunu belirten Kaplan, aynı davranışın farklı kişilerde tamamen farklı nedenlerle ortaya çıkabileceğini söyledi.
Kollarını kapatan bir kişi üşüyor, göz temasından kaçınan biri çekiniyor veya telefonuyla ilgilenen biri gerçekten acil bir işle uğraşıyor olabilir.
Bu nedenle bağlamın, kişinin normal davranışlarının ve değişimin sürekliliğinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Kaplan, şu ifadeleri kullandı:
“Beden dili insanları okumak için bir zihin okuma yöntemi değildir. Bize karşımızdaki kişinin duygusal durumuyla ilgili ihtimaller sunar. Gerçeği öğrenmenin en güvenilir yolu ise hâlâ açık iletişimdir.”




