Masa başında geçen sürenin sağlık üzerindeki etkisi yeni bir araştırmayla ölçüldü. Sonuç, toplam oturma süresinden çok oturmanın nasıl biriktiğine işaret ediyor.

Araştırmaya göre kritik eşik 30 dakika. Kesintisiz 30 dakikayı aşan oturma blokları, kanser riskiyle ilişkilendirilen asıl davranış biçimi.

91 BİN KİŞİ 12 YIL BOYUNCA İZLENDİ

Çalışma Glasgow Üniversitesi tarafından yürütüldü ve PLOS Medicine dergisinde yayımlandı.

Araştırmada İngiltere'deki UK Biobank projesinin verileri kullanıldı. 91 bin 292 kişinin verisi incelendi, katılımcılar ortalama 12 yıl boyunca takip edildi.

Yöntem, anket yerine ölçüme dayanıyor. Katılımcılara kollarına takılan hareket izleme cihazları verildi ve bir hafta boyunca fiziksel aktiviteleri kaydedildi. Veriler böylece kişilerin beyanına değil cihaz ölçümüne dayanıyor.

Araştırmayı yürüten ekibin başında epidemiyolog Dr. Frederick Ho bulunuyor.

UK Biobank, İngiltere'de yaklaşık 500 bin kişinin sağlık verisini barındıran bir araştırma projesi. Uzun süreli takip imkanı sunduğu için sağlık araştırmalarında sıkça kullanılıyor.

KRİTİK EŞİK YARIM SAAT

Araştırmada uzun süreli hareketsizlik, kesintisiz 30 dakikayı aşan oturma ya da uzanma olarak tanımlandı.

Tanımın önemi şurada. Günlük toplam oturma süresi aynı kalsa bile, bu sürenin yarım saatten uzun bloklar halinde geçirilmesi ayrı bir risk unsuru olarak ölçülüyor.

Yani mesele günde kaç saat oturulduğu değil, bir oturuşta ne kadar kalındığı.

HER EK SAAT RİSKİ ARTIRIYOR

Bulgulara göre günlük kesintisiz oturma süresine eklenen her bir saat, kanserden ölüm riskini yaklaşık yüzde 10 artırıyor.

Obezite ve tip 2 diyabetle ilişkilendirilen kanser türlerinde ise artış daha sınırlı, yüzde 5 düzeyinde.

Dikkat çeken nokta, sürenin kendisinden çok kesintisizliğin öne çıkması. Gün içinde toplam aynı süre oturan iki kişiden, süreyi bölerek geçiren kişi daha düşük riskle ilişkilendiriliyor.

Araştırmanın vurgusu tam olarak burada. Sekiz saati üç blokta oturmakla aynı sekiz saati onlarca kısa parçaya bölerek oturmak, aynı sonucu vermiyor.

HAREKETLE DEĞİŞTİRİLDİĞİNDE NE OLUYOR?

Araştırmanın en pratik bölümü, oturma süresinin yerine hareket konduğunda ne değiştiği.

  • Günde 1 saatlik hareketsiz zamanın hafif aktiviteyle değiştirilmesi, kanserden ölüm riskinde yüzde 12 azalmayla ilişkili
  • 30 dakikanın orta düzey aktiviteyle değiştirilmesi yüzde 8 azalma sağlıyor
  • 5 dakikanın yüksek tempolu aktiviteyle değiştirilmesi yüzde 22 azalmayla ilişkilendiriliyor

Hafif aktivite yavaş yürüyüş ya da ev işi gibi günlük hareketleri kapsıyor. Orta düzey aktivite normal tempoda yürüyüş, yüksek tempolu aktivite ise koşu anlamına geliyor.

Oturma süresini hareketle bölen kişilerde kanserden ölüm riskinde yüzde 18, genel kanser vakalarında yüzde 6 düşüş kaydedildi.

Rakamlar, yüksek tempolu egzersizin şart olmadığını gösteriyor. Yavaş yürüyüş düzeyindeki hafif hareket bile ölçülebilir bir fark oluşturuyor.

Beş dakikalık yüksek tempolu hareketin yüzde 22'lik etkisi ise süreden çok yoğunluğun da rol oynadığına işaret ediyor.

ÇALIŞMA NEYİ SÖYLÜYOR, NEYİ SÖYLEMİYOR?

Araştırma bir gözlemsel kohort çalışması. Yani kişiler uzun süre izlendi ve davranışla hastalık arasındaki ilişki incelendi.

Gözlemsel çalışmalar ilişki gösteriyor, doğrudan neden sonuç bağı kurmuyor. Uzun süre oturan kişilerin beslenme, kilo ve genel yaşam biçimi gibi başka etkenleri de taşıyor olabileceği hesaba katılmalı.

Araştırmacılar da bulguyu kesin bir hüküm olarak değil, oturma alışkanlığının bölünmesinin koruyucu olabileceği yönünde bir işaret olarak aktarıyor.

Çalışmanın güçlü tarafı ise katılımcı sayısı ve takip süresi. 91 binden fazla kişinin 12 yıl izlenmesi, sonuçların rastlantısal olma ihtimalini azaltıyor.

Çalışmanın tamamı PLOS Medicine üzerinden okunabiliyor.

Hastalık raporu alanlara SGK ödeme yapıyor mu, rapor parası alma şartları neler?
Hastalık raporu alanlara SGK ödeme yapıyor mu, rapor parası alma şartları neler?
İçeriği Görüntüle

MASA BAŞINDA NE YAPILABİLİR?

Bulgular en çok masa başı çalışanları ilgilendiriyor. Ankara gibi kamu kurumlarının ve ofis istihdamının yoğun olduğu şehirlerde çalışma günü büyük ölçüde oturarak geçiyor.

Servis ya da özel araçla işe gidiş dönüş de oturma süresine ekleniyor. Akşam evde televizyon karşısında geçen zaman hesaba katıldığında günlük toplam süre hızla yükseliyor.

Araştırmanın işaret ettiği yaklaşım basit. Oturma süresini yarım saatte bir bölmek.

  • Telefon görüşmelerini ayakta yapmak
  • Toplantı aralarında kısa yürüyüş
  • Su ya da çay için uzaktaki noktayı tercih etmek
  • Asansör yerine merdiven kullanmak

Kaynak: HABER MERKEZİ