Günlük hayatın vazgeçilmez içeceklerinden biri olan kahvenin tüketim miktarı ve vücuda etkileri ise kişiden kişiye değişebiliyor. Diyetisyen Elif Nur Kılıç, TÜRKİNFORM’a özel yaptığı açıklamada sağlıklı kahve tüketiminde yalnızca fincan sayısına bakılmaması gerektiğini belirtti.

Dünya Yaşlılar Günü’nde önemli mesaj: Hareket edin, sosyalleşin, kontrolleri ihmal etmeyin
Dünya Yaşlılar Günü’nde önemli mesaj: Hareket edin, sosyalleşin, kontrolleri ihmal etmeyin
İçeriği Görüntüle

Holistik beslenme yaklaşımıyla değerlendirme yapan Kılıç, her bireyin biyokimyası ve hormonlarının farklı olduğuna dikkat çekerek kahve tüketimi için herkes açısından geçerli tek bir miktar bulunmadığını ifade etti.

GÜNLÜK 400 MİLİGRAM KAFEİN SINIRI

Uluslararası sağlık otoritelerinin genel yaklaşımına göre sağlıklı yetişkinler için günlük 400 miligrama kadar kafein güvenli sınır olarak kabul ediliyor. Kılıç, bunun ortalama olarak 3-4 fincan filtre kahveye denk gelebildiğini belirtti.

Türk Kahvesi-2

Ancak kahve tüketiminde fincan sayısının tek başına yeterli bir ölçüt olmadığını vurgulayan Kılıç, kahvenin türüne göre kafein miktarının önemli ölçüde değişebildiğini söyledi.

Kılıç, “Bedenimiz bir matematik formülü dahilinde çalışmıyor. Her bireyin biyokimyası, hormonları farklılık gösterirken buna net bir cevap yoktur” diyerek kişisel toleransın önemine dikkat çekti.

KAHVENİN TÜRÜNE GÖRE KAFEİN MİKTARI DEĞİŞİYOR

Diyetisyen Elif Nur Kılıç, kahve tüketiminde fincan sayısından ziyade kahvenin içerdiği kafein miktarının takip edilmesinin daha anlamlı bir rehber oluşturabileceğini belirtti.

Kahvee

Kılıç’ın verdiği bilgilere göre farklı kahve çeşitlerindeki yaklaşık kafein miktarları şöyle:

  • 65 ml Türk kahvesi: 55 mg kafein
  • 30 ml espresso: 60 mg kafein
  • 240 ml filtre kahve: 100 mg kafein
  • 240 ml granül kahve: 80 mg kafein

Bu nedenle aynı sayıda fincan kahve tüketen iki kişinin aldığı toplam kafein miktarı, tercih ettikleri kahve türüne göre farklılık gösterebiliyor.

KAHVEDEN SONRA VÜCUDUNUZUN SİNYALLERİNE DİKKAT

Kılıç, kahve tüketiminde kişisel toleransın da göz önünde bulundurulması gerektiğini belirterek herkesin kafeine aynı tepkiyi vermediğini söyledi.

Bazı kişiler kafeini kolaylıkla tolere ederken bazı kişilerde kahve tüketiminin anksiyete veya uykusuzluğu tetikleyebileceğini belirten Kılıç, bazı bireylerde ise sindirim problemlerinin ortaya çıkabileceğine dikkat çekti.

Kılıç, “Kahvenin türüne göre kafein miktarını bilmek bir rehber oluşturabilir ama asıl rehber kahvenizi içtikten sonra bedeninizin ve ruhunuzun size ne söylediğidir” ifadelerini kullandı.

DEMİR EKSİKLİĞİ OLANLAR KAHVEYİ NE ZAMAN İÇMELİ?

Dünya Kahve Günü kapsamında kahvenin yalnızca miktarı değil, hangi zamanda tüketildiği de önem taşıyor. Özellikle demir eksikliği veya kansızlık problemi yaşayan kişilerin çay ve kahve tüketimine dikkat etmesi gerekiyor.

Kılıç, çay ve kahvede bulunan polifenoller ve tanenlerin demire bağlanarak bağırsaklardan emilimini azaltabildiğini belirtti. Bu nedenle özellikle demir eksikliği yaşayan danışanlarına çay ve kahve tüketimini yemeklerden en az 1-2 saat sonrasına bırakmalarını önerdiğini söyledi.

Bu sürenin demir emiliminin gerçekleşmesi açısından önemli olduğunu belirten Kılıç, besinlerden alınan demirin vücutta daha iyi kullanılabilmesi için öğünlerde C vitamini kaynaklarına da yer verilmesini önerdi.

C VİTAMİNİ DEMİR EMİLİMİNİ DESTEKLİYOR

Kılıç, özellikle kahvaltıda bol yeşillik ve biber gibi C vitamini açısından zengin besinlerin tüketilmesinin demir emilimini artırabileceğini ifade etti.

Diyetisyen Elif Nur Kılıç, holistik beslenme yaklaşımında yalnızca hangi besinin tüketildiğine değil, besinlerden ne ölçüde yararlanılabildiğine de odaklanıldığını belirterek kahve ve çay tüketiminin öğünlerle arasındaki zamanlamanın da bu açıdan önem taşıdığını vurguladı.

Muhabir: Büşra AKÖZ