Hastanede kan verdikten sonra sonucun ekranda görünmesine kadar geçen süreç çoğu hastanın bilmediği bir alanda yürüyor.

Ankara'da özel bir hastanenin merkez laboratuvarında çalışan laborant Nida Öztürk, sürecin nasıl işlediğini Türkinform'a anlattı.
Öztürk'e göre merkez laboratuvar tek bir birim değil, içinde ayrı bölümler barındırıyor. Laborant bu bölümlerin hepsinde çalışabiliyor. Yani biyokimyada da hematolojide de mikrobiyolojide de aynı kişi görev alabiliyor.
Gelen numune sayısı bölümüne göre değişiyor. Hematoloji ve biyokimyaya günde 300 ile 400, kimi zaman daha fazla tüp ulaşıyor. Mikrobiyolojiye ise kan dışında farklı örnekler geliyor. Diğer bölümlerde sayı daha düşük kalıyor.

KAN VERDİĞİNİZDE SÜREÇ NASIL İŞLİYOR?
Kanın alınmasından sonuca kadar birkaç durak bulunuyor.
Öztürk, kan alma aşamasının tamamen insan eline bağlı olduğunu söylüyor. Alınan kan küçük tüplere doldurulup vakumlu sistemle laboratuvara gönderiliyor. Taşıma sistemi numunenin bekleme süresini kısaltıyor.
Laboratuvarda önce kayıt birimi devreye giriyor. Tıbbi sekreter numuneyi okutup kaydını geçiyor, tüpler bölümlere ayrılarak laborantlara ulaştırılıyor.
Sonucun ne kadar sürede çıkacağı istenen tahlile göre değişiyor. Öztürk, hormon testlerinde bekleme süresinin uzadığını, biyokimyada sonucun daha kısa sürede alınabildiğini belirtiyor. Süreyi belirleyen şey cihazın çalışma düzeni oluyor.

TÜP NEDEN REDDEDİLİYOR?
Her numune ilk seferde sonuç vermiyor.
Öztürk'ün aktardığına göre bazen cihaz yoğunluk nedeniyle ölçüm yapmıyor ve test tekrarlanıyor. Bazen de alınan kan miktarı yetersiz kalıyor, bu durumda hastadan yeniden numune isteniyor.
Sık karşılaşılan bir başka sebep hemoliz. Numunenin aşırı çalkalanması ya da tüpün usulüne uygun karıştırılmaması bu sonucu doğuruyor.
Hemoliz, alyuvarların parçalanarak içeriğinin plazmaya karışması anlamına geliyor. Belirli bir seviyeyi aştığında sonuçlar güvenilir olmuyor ve numune reddediliyor. Potasyum ve bilirubin gibi değerler olduğundan yüksek çıkabiliyor.
Numune kabul ve ret ölçütleri Sağlık Bakanlığı tarafından yayımlanan tıbbi laboratuvar düzenlemelerinde tanımlanıyor.

HASTALAR EN ÇOK NEYİ YANLIŞ YAPIYOR?
Sonucu bozan davranışların başında hazırlık kurallarına uymamak geliyor.
Öztürk, kuralın istenen tahlile göre değiştiğini söylüyor. Şeker ölçümünde açlık süresine uyulmaması sonucu yanıltıyor.

Karaciğer değerlerine bakılacak bir testte alkol tüketimi de tabloyu değiştiriyor. Öztürk, alkol aldıktan sonra kan vermeye gelen hastalarda enzim değerlerinin yanlış ölçüldüğünü belirtiyor.
Ağır yemek, stres ve sigara da sonucu etkileyen küçük başlıklar arasında sayılıyor. Hasta bu ayrıntıları önemsiz görse de laboratuvar sonucu bunlardan etkileniyor.
HASTANENİN EN RAHAT YERİ
Öztürk mesleği tavsiye ediyor ve gerekçesini de anlatıyor.
Bence hastanenin en rahat yeri laboratuvar. Çünkü hastane işinin içinde olmuyorsun, farklı bir alanın oluyor, hasta görmüyorsun.
Cihazların belirli sıcaklıkta çalışması gerektiği için ortamın sürekli klimalı olduğunu, bunun da çalışma koşullarını rahatlattığını söylüyor. Belirli bir iş tanımı bulunması ve işi hızlı bitirince yoğunluktan kurtulmak da avantaj olarak sıralanıyor. Öztürk bu nedenle bölümü tavsiye ediyor.
BU MESLEĞİN RİSKLERİ VAR
Mesleğin riskleri de bulunuyor.
Öztürk, mikrobiyoloji bölümünde maskenin şart olduğunu vurguluyor. Koruyucu ekipman burada tercih değil zorunluluk. Gerekçesi Brucella gibi etkenlerin solunum ve mukoza yoluyla bulaşabilmesi. Eldiven kullanımı da aynı başlıkta yer alıyor.
Kesici ve delici alet yaralanması ile iğne batması diğer riskler. Öztürk, tedbirli çalışıldığında bu risklerden korunulabileceği görüşünde. Gürültünün de gün boyu süren bir rahatsızlık kaynağı olduğunu ekliyor.
Kazanç tarafında verdiği rakamlar şöyle. Nöbetsiz çalışmada aylık 80 ile 90 bin lira. Nöbetle birlikte tutar 100 ile 120 bin lira arasına çıkıyor.
Öztürk, iş yükü ve nöbetin karşılığının iyi alındığını düşünüyor. Hemşirelikle eşit maaş alındığını, buna karşın hemşirelerin iş yükünün daha ağır olduğunu belirtiyor. Kimi hemşirelerin sınavla laboratuvar tarafına geçmeyi tercih ettiğini de aktarıyor.
Vardiya düzeni de nöbet tercihine göre kuruluyor. Nöbet tutmayanlar 8 ile 16 saatleri arasında mesai yapıyor. Nöbet tutanlar gündüz mesaisinin ardından gece nöbetine kalıyor, ertesi gün ise çalışmıyor.
Öztürk, merkez laboratuvar dışında patoloji laboratuvarında da çalışılabildiğini söylüyor. Orada daha ileri hastalıklar inceleniyor ve ölüm nedeninin araştırıldığı örneklerde laborant sürecin her aşamasında yer alıyor.




