Bazı meslekler vardır ki mesai bittiğinde bilgisayarı kapatır, işyerinin kapısından çıkarsın ve iş hayatını geride bırakırsın. Yani kepenkleri ertesi güne kadar indirirsin.
Avukatlıkta ise cübbeyi çıkarıp adliyeden çıktığınızda avukatlığınızı bir askıya asıp bir sonraki duruşmaya kadar uzaklaşmış değilsinizdir.
Çünkü avukatlık yalnızca normatif davranmak, dilekçe yazmak veya duruşmaya girmekten ibaret değildir. Yıllar içerisinde insanın düşünme biçimine, olaylara bakışına, konuşmasına ve bazen de susması gereken yeri bilmesine kadar sirayet eden bir yaşam biçimidir.
Hukuk bilgisi elbette hem avukatlığın hem de hukuk mesleklerinin temelidir. Ancak kanunları bilmek tek başına iyi bir avukat olmaya yetmez. Bağımsızlık, sır saklama, dürüstlük, meslektaşlara ve yargının diğer unsurlarına saygı, çıkar çatışmasından kaçınma ve üstlenilen işin gerektirdiği özeni gösterme de mesleğin ayrılmaz parçalarıdır.
Bir avukatın en önemli sermayelerinden biri güvenilirliğidir. Müvekkil bazen hayatında hiç kimseye anlatmadığı bir meseleyi avukatına anlatır. Avukatın bildiği her şeyi söyleyebilmesi, her şeyi söylemesi gerektiği anlamına gelmez. Bazen meslek etiği konuşmayı, bazen de susmayı gerektirir.
Avukatın bağımsızlığı da yalnızca mahkeme salonunda savunma yaparken veya taleplerini dile getirirken ortaya çıkmaz. Avukat, müvekkilinin hakkını sonuna kadar savunur, ancak müvekkilinin her istediğini yapmak zorunda hiç değildir. Gerektiğinde ona duymak istediğini değil, hukuken doğru olanı söyleyebilmek de avukatlığın gereğidir. Esas olan hoşa gitsin diye pembe pencere göstermek değil bilakis dışarıdaki yangına da işaret edebilmektir.
Avukatlar arasında mesleğinin en ulvi tarafı meslek etiğidir. Bir davada karşı karşıya gelmek iki avukatı düşman yapmaz. Savunulan menfaatler farklı olabilir ancak cübbenin temsil ettiği mesleki saygınlık ortaktır.
Bu yıl çok sevdiğim, saygı duyduğum ve “abi” diye hitap ettiğim bir dostumun oğlu Erdem de hukuk fakültesine başladı. Kendisine ve onunla birlikte hukuk fakültelerinin sıralarında kalın kalın hukuk kitapları ile yeni tanışan bütün talebe arkadaşlarıma üniversite hayatlarında başarılar diliyorum.
Umarım eğitim hayatları boyunca yalnızca kanunları değil, mesleki başarı kadar meslek ahlakının ve hukukçu olmanın taşıdığı sorumluluğun da değerini bilirler.
Söylenilenin aksine, mesleğe katılacak her yeni meslektaş için ayrı ayrı seviniyor ve heyecanlanıyorum. Adaletin yılmaz savunucusu olan hukukçuların sayılarının artmasından korkmamak gerek.
İçlerinden muhakkak geleceğin ünlü akademisyenleri, terazisi şaşmaz hakimleri, muhakemesi yüksek savcıları ve kalemi kuvvetli avukatları çıkacaktır.