Ceza yargılamasının sonunda hakim, yargılanan sanığın suçu işlediğine kanaat getirip, hükmettiği cezayı sanığa söyledikten sonra ardından “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına” karar veriyor.
Peki bu ne anlama geliyor?
Duruşma salonundan çıkar çıkmaz sanık kendisi hakkında ceza verilip verilmediğini anlamadığından şaşkındır.
Uygulamada kısaca HAGB olarak adlandırdığımız hükmün açıklanmasının geri bırakılması yapılan yargılama sonunda mahkeme tarafından bir mahkûmiyet hükmü kurulmasına rağmen bu hükmün sanık hakkında hemen hukuki sonuç doğurmayacağı anlamına gelmektedir. Yani sanık, kararın kesinleşmesine rağmen cezaevine girmez.
Güncel düzenlemeye göre sanık hakkında hükmedilen cezanın iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adlî para cezası olması halinde mahkeme HAGB kararı verebilir. Ancak cezanın iki yılın altında olması tek başına HAGB kararı verilmesi için yeterli değildir.
Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış olması, mahkemenin sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışlarını değerlendirerek yeniden suç işlemeyeceği kanaatine varması ve suç nedeniyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın kanunda belirtilen şekilde giderilmesi gerekir.
Zararın derhal giderilememesi halinde ise kanunun düzenlemesine göre, zararın belirlenen denetim süresi içerisinde aylık taksitler halinde tamamen giderilmesi koşuluyla da HAGB kararı verilmesi mümkündür.
Burada en fazla karıştırılan husus HAGB'nin, beraat kararı olduğudur. Oysa HAGB, beraat etmek anlamına gelmemektedir. Burada mahkeme, sanığın suçu işlemediğine karar vermemiş aksine yapılan yargılama sonunda sanığın suçu işlediğine karar vererek belirli şartlar altında hükmü açıklamaktan bir süre geri durmuştur.
Aynı durum HAGB ile cezanın ertelenmesi arasında da mevcuttur. Nitekim kanun, açıklanması geri bırakılan hükümdeki hapis cezasının ertelenemeyeceğini ve kısa süreli olması halinde seçenek yaptırımlara çevrilemeyeceğini açıkça düzenlemektedir.
HAGB kararı verildiğinde sanık beş yıl süreyle denetime tabi tutulur. Mahkeme bu süre içerisinde bir yıldan fazla olmamak üzere belirli denetimli serbestlik yükümlülükleri de öngörebilir.
İşte HAGB'nin sanık açısından asıl önemi bundan sonra ortaya çıkar.
Denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlenmez ve yükümlülüklere uygun davranılırsa açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak davanın düşmesine karar verilir. Başka bir ifadeyle sanığın önünde beş yıllık bir dönem vardır ve bu dönem içerisinde yeni bir kasten suç işlenmemesi, HAGB’ nin sonucunda düşme kararı verilmesinin koşuludur.
Bu bakımdan HAGB'yi “Mahkeme bana ceza vermedi.” şeklinde okumak ne kadar yanlışsa “Nasıl olsa bir şey olmadı.” şeklinde yorumlamak da o kadar yanlıştır.
Aynı zamanda HAGB kararlarının adli sicil kaydı gibi değerlendirilmemesi de gerekir. Bu kararlar kendilerine mahsus bir sisteme kaydedilir ve kanunun öngördüğü amaç ve koşullarla kullanılabilir.
HAGB konusunda bir başka önemli değişiklik de kanun yolu bakımından yaşanmıştır. Güncel düzenlemede HAGB kararına karşı artık istinaf yoluna başvurulabilmekte ve karar yalnızca şeklen değil, usul ve esasa ilişkin de hukuka aykırılıklar yönünden incelenmektedir.
Neticeten HAGB, adli sicil kaydında yer almasa da, kişiyi cezaevinde yatırmasa da denetim süresi içerisinde yeni bir suç işlenmesi halinde açıklanarak bu defa adli sicil kaydında yer alabilecek, dikkat edilmesi gereken bir müessesedir.