Altın fiyatları küresel ölçekte tarihi zirveleri test etmeye devam ediyor…
Bugün gelinen noktada 1 gram altın 7.000 TL seviyesine yaklaşmış durumda…
Altına yatırım yapan vatandaşlarımız, tasarruflarını korumakla kalmayıp önemli ölçüde artırmış bulunuyor…
Bu tablo, altının yalnızca geleneksel bir güvenli liman değil, aynı zamanda son derece stratejik ve güçlü bir yatırım aracı olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor…
Ancak burada durup şu soruyu sormak gerekmiyor mu?…
Altın bu kadar kıymetliyken, Türkiye kendi altın kaynakları konusunda ne kadar söz sahibi acaba…
Yapılan incelemeler gösteriyor ki…ülkemizin birçok bölgesinde aktif altın maden sahaları bulunmasına rağmen, bu madenlerin önemli bir kısmı maalesef yabancı sermayeli şirketler tarafından işletilmektedir…
Kanada, İngiltere, Hollanda merkezli firmalar; Türkiye’nin bir çok ilinde ruhsatlı olarak altın sahasında faaliyet göstermektedir…
Çıkarılan altının büyük bölümü işlenmek üzere yurtdışına gönderilmekte, Türkiye’ye ise yalnızca sınırlı bir bedel bırakılmaktadır…
Örneğin; binlerce ton altın çıkarılan bir sahada, ülkemize bırakılan ekonomik karşılık yalnızca çok az bir değerle sınırlı kalmakta…asıl katma değer, çıkarılan külçe altınlar ile yabancı ülkelere aktarılmaktadır…
Daha da vahimi, bu faaliyetler sırasında siyanür gibi yüksek çevresel risk taşıyan yöntemler kullanılarak on binlerce hektarlık orman alanı, toprak ve su kaynakları geri dönülmesi zor biçimde tahrip edilmektedir…
Asıl üzerinde durulması gereken soru şudur:
Türkiye, kendi topraklarındaki altını neden kendisi çıkarmıyor?… altın madenlerini kendisi neden işletmiyor?…
Bugün kamuoyuna yansıyan verilere göre…
ülke topraklarımız külçe altınların üzerinde duruyor…
Buna rağmen bu stratejik zenginlik, yabancı şirketlerin himayesinde, büyük ölçüde sessiz ve denetimi sınırlı bir biçimde ülke dışına taşınmaktadır…
Bu durum yalnızca ekonomik bir kayıp değil; aynı zamanda milli egemenlik, çevre güvenliği ve gelecek nesillerin hakkı açısından da ciddi bir sorundur…
Devletin bu noktada daha güçlü ve kararlı bir irade ortaya koyması kaçınılmazdır…
Altın madenciliği; özel şirketlerin kısa vadeli kâr hesaplarına bırakılamayacak kadar stratejik bir alandır…Gerekirse bakanlıklar düzeyinde yeniden yapılandırılmış, kamunun doğrudan söz sahibi olduğu, planlı ve bilimsel bir organizasyon kurulmalıdır...
Altın madenleri, tamamen devlet kontrolünde, çevreye duyarlı teknolojilerle ve maksimum katma değer sağlayacak biçimde işletilmelidir…
Altın; yalnızca bir maden değil, aynı zamanda bir güvenlik sigortası, bir ekonomik kalkandır…
Devlet eliyle çıkarılan ve ekonomiye kazandırılan altın; cari açığın azaltılmasında, rezervlerin güçlendirilmesinde ve milletimizin refahının artırılmasında hayati bir rol oynayacaktır…
Aksi takdirde, kendi topraklarımızın üzerinde otururken; ormanlarımızı, suyumuzu ve toprağımızı kaybeder, üstelik altınlarımızı da başkalarına teslim etmiş oluruz…
El âlem gelir, altın külçelerimizin üzerinden ülkemizden sessizce zenginleşerek ayrılır…
Bu nedenle altın madenciliği mutlaka yasal düzenlemelerle yeniden ele alınmalı…
açık ve bağlayıcı kurallar konulmalı ve bu stratejik alan tamamen devlet denetimine alınmalıdır…
Aksi hâlde yarın çok geç olabilir…
Vesselam…
*Bu siteye yazılan köşe yazıları Türkinform'un editöryal politikasını yansıtmamaktadır. Köşe yazılarındaki görüşler yalnızca yazarları ilgilendirmektedir.*