Yeni bir yıla giriyoruz ama dünya pek de sakin görünmüyor…
Ortalık adeta toz duman olmuş…
Büyük güçler yine sahnede ve güç gösterisi her yerde kendini hissettiriyor…
Bir yandan Ukrayna’daki savaş bitsin diye ABD ile Rusya masaya oturuyor…
Diğer yandan bakıyorsunuz, Putin’in konutuna insansız hava araçlarıyla saldırı yapıldığı haberleri geliyor…
Karadeniz’de ticaret gemileri vuruluyor…
Menşei beli olmayan İHA'lar cirit atıyor, insansız deniz araçları görünüyor…
Yani diplomasinin bir yüzü masadaysa, öbür yüzü sahada…

Bizim açımızdan Karadeniz tarafı da hiç yabana atılır gibi değil…
Bu gerginliğin uzun süre devam edeceği açıkça belli…Türkiye burada hem dengeyi tutmaya çalışıyor…
hem de oyunun dışında kalmamaya çok dikkat ediyor…

Orta Doğu desen zaten yıllardır kaynayan kazan... Gazze’de ateşkesin ikinci aşaması konuşulurken…
Bu kez İsrail’in İran’a saldırabileceği söylentileri dolaşmaya başladı bile…
Böyle bir şey olursa bunun bize yansımayacağını düşünmek biraz saflık olur sanki…
Böyle bir durumda Güney sınırlarımız, enerji hatlarımız, ticaret yollarımız hemen hemen hepsi doğrudan etkilenir…
Yani mesele uzakta bir savaş değil, kapımızın önü meselesi olur…

Amerika cephesinde de tablo çok değişse de yavaş yavaş netleşiyor…
Trump yönetimi “önce Amerika kıtası” diyor…Venezuela’ya askeri abluka uyguluyor…
Aynı zamanda Tayvan’a şimdiye kadarki en büyük silah satışını onaylıyor…
Tabi Çin de boş durmuyor…
Tayvan Boğazı’nda tatbikat başlatıyor…
Büyükler yine bilek güreşine tutuşmuş durumda…
İşte tam bu noktada Türkiye gibi kendi ayakları üzerinde durmaya çalışan ülkelerin ne kadar dikkatli olması gerektiği bir kez daha ortaya çıkıyor…

Avrupa’ya baktığımızda ise başka bir telaş var...
Rusya beş yıl içinde saldırabilir…denilerek başta Almanya olmak üzere birçok ülke silahlanma bütçesini artırıyor…
Yani yıllardır barış, demokrasi diye anlatılan Avrupa, yeniden askerî reflekslere dönüyor…Türkiye burada NATO’nun yükünü çeken, ama çoğu zaman kıymeti geç anlaşılan bir ülke konumunda…
Herhalde artık kıymeti anlaşılacak gibi görünüyor…

Bir de işin bize bakan kısmı var ki, en dikkat çekici tarafı burası…
İsrail’in bazı yetkilileri açık açık “Türkiye bizim için bir numaralı tehdit” diyor…
Lafı dolandıran yok…yalanlayan da yok…
İsrail, Yunanistan ve Güney Kıbrıs’la birlikte Doğu Akdeniz’de Türkiye’yi sıkıştırmaya çalışıyor…
Görünen o ki bu iş sadece enerji meselesi değil; Türkiye’nin bölgede güçlü olmasını istemeyenlerin ortak hesabı var belli ki…

Bu tablo neyi gösteriyor? Öncelikle şunu açık biçimde ortaya koyuyor: Büyük güçler, kendi bölgesel ve küresel hegemonya hedeflerini tesis edebilmek adına, uluslararası hukuku, diplomatik teamülleri ve insani maliyetleri ikinci plana atabilmektedir... Küresel aktörler için savaş, artık yalnızca kaçınılması gereken bir felaket değil; gerektiğinde planlı, kontrollü ve araçsallaştırılmış bir politika enstrümanı olarak devreye sokulmaktadır…

Özetle tablo net: Dünya karışık, herkes kendi derdine düşmüş durumda…
Böyle bir ortamda Türkiye’nin ne hamaset yapma lüksü var ne de safça davranma hakkı…
Gücünü bilecek, caydırıcılığını koruyacak, ama kapıları da kapatmayacak…
Dengeyi tutturmak kolay değil ama bugün Türkiye için başka bir yol da yok…
Yeni yılınız kutlu olsun..
Vesselam…

*Bu siteye yazılan köşe yazıları Türkinform'un editöryal politikasını yansıtmamaktadır. Köşe yazılarındaki görüşler yalnızca yazarları ilgilendirmektedir.*