Son yıllarda sosyal medya, özgürlük alanı olmaktan çıkıp adeta bir karanlık koridora dönüştü. Kimliği belirsiz, hesabı belirsiz, sorumluluğu olmayan binlerce “sahte hesap”; dolandırıcılıktan tacize, hakaretten terör propagandasına kadar her türlü kötülüğün taşıyıcısı hâline geldi. Ve ne yazık ki bu bedeli ödeyen yine vatandaş oldu.

Bugün sosyal medyada açılan sahte hesaplar üzerinden insanlar aylarca, hatta yıllarca dolandırılıyor. Uyduruk ürünler satılıyor, sahte kampanyalarla umutlar sömürülüyor. Daha da kötüsü; insanların onuru, şerefi, ailesi, çoluğu çocuğu hedef alınıyor. Küfür, tehdit ve iftira; karanlıkta söylenmiş sözler gibi havada kalıyor, ama açtığı yara gerçek hayatta derin oluyor.

Bu noktada artık şu gerçeği net bir şekilde konuşmamız gerekiyor:
Bu özgürlük değildir.
Bu, sorumsuzluğun özgürlük kılığına sokulmuş hâlidir.

Gerçek hayatta kimliğini gizleyerek birinin yüzüne küfredemeyenler, sosyal medyada sahte hesapların arkasına saklanarak bunu kendilerinde hak görüyor. Oysa ifade özgürlüğü; başkasının onurunu, güvenliğini ve yaşam hakkını tehdit etme serbestisi değildir.

Burada çok net bir çözüm önerisi vardır ve gecikmeden hayata geçirilmelidir:
Sosyal medya ve e-posta hesapları, T.C. kimlik numarası veya e-Devlet üzerinden doğrulama ile açılmalıdır.

Nasıl ki bankacılık işlemlerinde, resmi başvurularda kimlik şartı varsa; milyonlarca insanın bulunduğu dijital alanlarda da kimlik doğrulaması zorunlu olmalıdır. Bu sistem devlet kontrolünde, BTK koordinasyonunda hayata geçirilirse:
• Dolandırıcılık vakaları ciddi şekilde azalır
• Terör ve organize suç faaliyetleri kolayca tespit edilir
• Taciz, tehdit ve hakaretin önü kesilir
• Emniyet güçlerinin ve yargının işi kolaylaşır
• En önemlisi, masum vatandaş korunur

Burada kimseye “düşünceni söyleme” denmiyor. Aksine; düşünceni söyle ama arkasında dur deniyor. Kimliğini gizleyerek kötülük yapma özgürlüğü diye bir hak yoktur.

BTK’nın ve ilgili kurumların artık bu alanda daha cesur, daha net ve daha kararlı adımlar atması gerekiyor. “Sahte hesap açma özgürlüğü” adı altında insanların hayatlarının karartılmasına göz yumulamaz. Devletin görevi; kötüyü cesaretlendirmek değil, iyiyi korumaktır.

Gerçek kimlikle kurulan dijital dünya, özgürlüğü azaltmaz;
aksine insanı, onuru ve toplumu korur.

*Bu siteye yazılan köşe yazıları Türkinform'un editöryal politikasını yansıtmamaktadır. Köşe yazılarındaki görüşler yalnızca yazarları ilgilendirmektedir.*