Gözaltına alınan bir kişinin adliyeye sevk edilmesinin ardından karakolda alınan ifadesi ile yetinilerek veya savcılık tarafından ifadesi alınarak bir sonraki işlem için soruşturmayı yürüten savcı tarafından karar verilir. Bu bir sonraki aşama dediğimiz Cumhuriyet savcısının kişiyi serbest bırakması, tutuklama veya adli kontrol talebiyle sevk etmesi hallerinden birini kapsar.

Kanunda da düzenlendiği hali ile soruşturmada Cumhuriyet savcısı, maddi gerçeğe ulaşmak adına şüphelinin hem lehine hem de aleyhine olan delilleri toplamakla yükümlüdür. Gözaltındaki şüphelinin adliyeye getirilmesinden sonra soruşturma dosyasının mevcut durumunu değerlendiren Cumhuriyet savcısı durumun gerekliliklerine göre karakolda alınan ifade ile yetinmeyerek şüphelinin ifadesini alabilir. Ardından biraz önce bahsettiğimiz kararlardan birini vererek kişiyi ya serbest bırakır yada hakkında tutuklama veya adli kontrol hükümlerinin uygulanması kararının verilmesi için şüpheliyi Sulh Ceza Hakimliğine sevk eder.

Tutuklama, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 100 ve devamı maddelerinde, kişinin özgürlüğünü doğrudan sınırlandıran bir koruma tedbiri olarak düzenlenmiştir. Soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısının şüphelinin tutuklanması yönündeki talebi üzerine sulh ceza hakimi önüne gelen dosyada hakimlikçe karar verilir. Hemen belirtelim burada sulh ceza hakimi, savcının talebi ile bağlı değildir. Yani tutuklama talebine karşı red kararı da vererek kişiyi serbest bırakabilir.

Tutuklama kararı verilebilmesi de yine Ceza Muhakemesi Kanunu'nda göre kuvvetli suç şüphesinin varlığına ile tutuklama nedeninin bulunmasına bağlanmıştır. Şüphelinin kaçması veya kaçacağı yönünde somut olguların bulunması ya da delilleri yok etme, gizleme, değiştirme veya tanıklar üzerinde baskı oluşturma ihtimalini gösteren davranışların bulunması hali tutuklama nedenlerinin bir veya birkaçının var olduğu anlamına gelmektedir.

Adli kontrol ise tutuklamaya alternatif bir koruma tedbiri olup, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 109. maddesi tutuklama sebeplerinin bulunduğu hallerde şüphelinin tutuklanması yerine adli kontrol altına alınmasına karar verilebileceğini düzenler. Bu karar da yine tutuklama kararında olduğu gibi sulh ceza hakimi tarafından verilir. Yine tutuklama talebinde de belirttiğimiz gibi şüphelinin adli kontrol yükümlülükleri altına alınması talebi ile bağlı olmayan sulh ceza hakimi bu talebin reddine de karar verebilir.

Adli kontrol yükümlülükleri dediğimizde belirli günlerde karakola giderek imza vermek, konutu terk etmeme yurt dışına çıkış yasağı, belirlenen yerlere düzenli olarak başvurma, belirli araçları kullanamama, güvence bedeli yatırma, silah bulunduramama veya taşıyamama gibi farklı yükümlülükleri kapsayan ve olayın özelliklerine uygun şekilde hakim tarafından belirlenen yükümlülükleri anlamak gerekmektedir.

Burada adli kontrol yükümlülüklerinin bir veya birkaçı ile yükümlendirilen şüphelinin bu yükümlülüklere uymamasının sonucu şüphelinin tutuklanmasıdır. Bu hususa özellikle dikkat etmek gerekir.

Bu nedenle yakalama, gözaltı, savcılık ifadesi, sulh ceza hakimliğine sevk, adli kontrol ve tutuklama birbirlerini izleyen işlemler olup her birinin uygulanması için gerekli şartlar farklı olduğu gibi her biri hakkında karar verme yetkisi farklı makamlardadır.

Savcı tutuklamayı veya adli kontrolü talep edebilir ise de özgürlüğün kısıtlanması ancak hakim veya mahkeme kararı ile olabilir.